Üç Okyanusu Kürekle Aşan İlk ve Tek Kişi
Erden Eruç, hiç karaya ayak basmadan denizde geçirdiği 312 gün ile Guinness Dünya Rekorlar kitabına girdi. 3 okyanusu kürekle geçen Eruç'un denizde olduğu toplam gün sayısı ise 632.
Okyanusta olma düşüncesi birçoğumuza korkutucu gelir. Gecenin derin karanlığını yorgan gibi üzerinize çektiğiniz vakit, içinizdeki sonsuzluk hissi ve karşı koyamadığınız yalnızlığınızdan başka hiçbir şey yoktur etrafınızda. Kim cesaret edebilir ki okyanusta tek başına kalmaya? 312 gününü karaya hiç ayak basmadan denizlerde geçirmiş biri var aslında. Çocuklara, Türklerin de bir şeyler yapabileceğini gösterebilmek için hayatını mavi sulara adayan biri o. Aynı zamanda 3 okyanusu (Atlas, Pasifik, Hint) kürekle geçen ilk ve tek kişi. Denizlerde geçirdiği toplam gün sayısı ise 632.
Bahsettiğimiz kişi Erden Eruç. Lise yıllarında güreşten küreğe, disk atmadan 3 bin metre engelli koşuya, judodan maratona kadar pek çok spor dalıyla ilgilenmiş. Sporla başlayan hayatı, makine mühendisi olup yüksek lisans için gittiği Amerika'da uzman danışmanlık yaptığı yıllarda sekteye uğramış. Ancak spor hep aklının bir köşesindeymiş: "Müşterilerimin verimli çalışabilmelerine yönelik verdiğim her çaba bana hem gurur veriyor hem de maddi yönden beni tatmin ediyordu. Ancak içimde doldurulamayan büyük bir boşluk vardı. Sanki dünyada varoluşumun sebebi bu değildi. Bir gün yazılımları geliştirdiğimiz laboratuvarda gözüm bir dünya haritasına takıldı. Haritanın yanına gelip parmağımı sağda, Washington'dan başlayan bir yay çizerek Bering Boğazı üzerinden ta İzmir'e varacak şekilde sürükledim. Ve kendi kendime, insan gücüyle 'eve yolculuk' fikrini kabullenmeye çalıştım. Sene 1997'ydi. Daha sonra bu fikir yerleşti ve 2004'te yola çıktım."

Avustralya'ya giderken hayatı tehlikeye girdi
Eruç'un aklındaki proje yalnız okyanusları aşmakla sınırlı değildi tabii. 6 kıtada 6 zirve belirlemişti ve bu zirvelere ulaşmak için engin sularda kürek çekecek, karada bisiklet sürecek, engebeli arazilerde yürüyecekti. Projesinde şu an geldiği noktaya varıncaya kadar planlarının hepsini gerçekleştirdi Eruç. Önce Kuzey Amerika'nın en yüksek noktası olan Denali Zirvesi'ne ulaştı. Daha sonra Atlas Okyanusu'nu kürekle geçti ve bu okyanusu kas gücüyle geçen ilk Türk unvanına sahip oldu. Sırada Büyük Okyanus'u geçip Avustralya'ya ulaşmak ve kıtanın zirvesine tırmanmak vardı. Ancak Avustralya'ya ulaşmak için yalnızca 135 deniz mili (yaklaşık 220 km) kalmışken aksilikler üst üste gelmeye başladı. Muson rüzgârları kuzeydoğudan esmesi gerekirken doğudan esmeye başladı. Erzak azaldığından yiyecek ikmali yapılması gerekiyordu. Fakat Jaya Pura'daki ekip, kötü hava şartlarından Eruç'a ulaşamıyordu. Daha fazla beklerse onu kurtarmaya gelecek kişilerin de hayatı tehlikeye girebilirdi. Bu yüzden yardım istedi ve Filipinli balıkçılar, Eruç'u alarak tekneyi sudan kaldırdı. Aksilikler olsa da Eruç, bu yolculukta bir kez daha rekor kırmıştı. 312 gün karaya hiç ayak basmadan denizde bulunduğu için Guinness Rekorlar Kitabı'na girdi.
Hava şartları iki yıl kötü gidince yolculuk karadan devam etti
Eruç, yolculuğu bir sonraki yıla erteledi ancak kasırgalar hızını kesmedi. Eruç, Papua Yeni Gine'nin güneyinden Avustralya'ya gitmeyi planlarken, hava şartları yolculuğa karadan devam etmesine neden oldu. Sahil boyunca yürüdü, kıyı boyunca kano yaptı. Dağları yürüyerek aştı. Bisikletle Avustralya'nın etrafını dolanarak Hint Okyanusu'na ulaştı. 137 gün süren okyanus yolculuğundan sonra Madagaskar'a vardı. Eruç, şimdi yolculuğunun yarısını tamamlamış durumda. Mart ayında Madagaskar'dan Afrika'ya yola çıkacak ve Afrika'nın en yüksek zirvesi Klimanjaro Dağı'na 78 yaşındaki babası ile tırmanmaya çalışacak

Su ihtiyacını arıtma cihazıyla karşılıyor
Eruç, su ihtiyacını 'tuzlu suyu tatlı suya çeviren bir cihaz' ile sağlıyor. Cihazın aküsü güneş panelleri ile doluyor. Kurutulmuş yiyecekler ve balık, onun tek besin kaynağı. Ayrıca tuzlu su cildine zarar verdiği için tatlı suyla yıkamayı ve bebe kremleri kullanmayı ihmal etmiyor. Günün ağarmasıyla kürek çekmeye başlıyor, hava karardığında günlüğünü yazıyor, elektronik postaları ile ilgileniyor ve dinlenmeye koyuluyor. Teknede zorda kalındığı sırada kullanılması için yardım cihazları da bulunuyor.
Korktuğum, uzaktayken ailemin başına bir şey gelmesi
Kürek çekmek, dağlarda yürümek beni korkutmuyor. Herkes "Gece okyanusta olmak nasıl?" diye soruyor ama bana göre bu kafama yorgan çekmekle aynı şey. Tabii ki benim de korkularım var. "Nedir?" diye sorarsanız, okyanustayken ailemin başına bir şey gelmesi. O zaman ne yaparım bilmiyorum. Ama eşim, proje konusunda en büyük destekçim.

Tüm çabası eğitim için
Erden Eruç'un ana sponsoru Aktaş Holding. Ancak Eruç sponsorların artması durumunda gelecek paraları, başkanı olduğu Around-n-Over vakfının hizmetleri için kullanıyor. Vakıf, gençlerin eğitimi ile ilgili her tür faaliyette bulunuyor. Ayrıca Türklerden gelen yardımların tamamı İlköğretim Okullarına Yardım Vakfı'na gönderiliyor. Eruç, Türklerden gelen yardımla son olarak Batman'da yapılan bir kız yurduna katkıda bulunmuştu. Kaslagit.com sitesinden gelişmeleri takip edebilirsiniz.
|