Sözcü Gazetesi Baş Yazarı Rahmi Turan'ın Kültür ve Turizm Bakanlığı Eski Müsteşarı, Türk Tanıtma Vakfı ve Türk-Çin Dostluk Derneği Başkanı Kemal Baytaş'ın Doğum Günü İle İlgili Yazısı

Sevgili okurlar… Bugün size Ankara’ya yaptığım kısa bir geziden söz edeceğim.

Kemal Baytaş’ın 86’ncı yaş gününü Ankara Atlıspor Kulübü’nde kutladık.
Kemal Baytaş’ın kim olduğunu kısaca anlatayım.
Baytaş, öncelikle, gazeteniz SÖZCÜ’nün sevilen bir yazarıdır.
Türk Tanıtma Vakfı (TÜTAV) başkanıdır.
Eski yıllarda Turizm Bakanlığı Müsteşarlığı ve Turizm Bakan Vekilliği yapmıştır.
Milyonların sevgili Fenerbahçe’nin eski başkanlarındandır.
Türkiye’de turizmin öncüsüdür. Bugün Antalya dünyanın en önde gelen turizm merkezlerinden biri ise bunda “Baytaş imzası” vardır.

Gelelim yaş gününe…

Çok kalabalıktı. Eski ve yeni parlamenterler, profesörler, yüksek yargı mensupları, gazeteciler ve işadamları vardı.
Dev pastalar kesildi, konuklara ikram edildi. Bu pastalardan birinde “Mavi gözlü Kemaller ölümsüzdür” yazılıydı.
86’ıncı yaş günü nedeniyle konuşan Kemal Baytaş şöyle dedi:
“Değerli dostlarım… Geldiğiniz için çok teşekkür ederim. Ama daha çook yaş günlerime geleceksiniz. Doktorum Ümit Hoca bana 120 yıl ömür biçti. Ancak…
Ülkenin bu sıkıntılı, stresli halinde, ben de kendimi bu strese kaptırırsam, bu sözünü askıya alacağını bildirdi. Çünkü, sağlık açısından bütün kötülüklerin anası strestir.
120 yıl yaşamak için bu stresi atmam gerekiyor ama Türkiye’nin bu dramatik halinde nasıl strese girmem ki?”

* * *

“Depresyon ilaçları bir yılda 20 milyon artmış!
2014 yılında vatandaşların kullandığı depresyon ilaçlarının toplamı 37 milyon… Eczanelerden bu miktarda sakinleştirici ilaç satılmış!
7 Haziran’da Atatürkçü, laik Cumhuriyet ilkelerine bağlı bir parti seçimleri kazanırsa benim stresim biter, ömrüm uzar.
O zaman doktorum Profesör Ümit Hoca’nın 120 yaş tahmini gerçekleşebilir.”

“Şerefiniz bu mu sizin?”

Ülkenin içinde bulunduğu ağır şartlar, Türk Tanıtma Vakfı Başkanı ve SÖZCÜ yazarı Kemal Baytaş’ın en büyük derdi…
Ben, sohbetimiz sırasında bu derdi biraz deştim. Bir yanardağ gibi patlayarak dedi ki:
“Ülkemizde yaşanan tüm rezilliklerin yüzde biri başka bir ülkede yaşansa halk ‘Kömürlerinizi, erzak paketlerinizi alıp başımıza çalın’ der, gök kubbeyi başlarına indirirdi.
Oysa bizde toplum akıl almaz bir uyuşukluk içinde!”

* * *

“Tarih boyunca toplumlar 3 temel ilke etrafında bütünleşiyor:
1) Vatanın bölünmezliği…
2) Vatanın güvencesi olan güçlü bir ordu…
3) Bağımsız, tarafsız, özgür yargı…
Bunlar ise “Analar ağlamasın” diyerek Güneydoğu’yu sattılar.
Orduyu çökerttiler…
Hukuk devleti deyip, hukuku guguka dönüştürdüler…
“Yolsuzluklara damardan gireceğiz” deyip “Aort damarı” ile götürdüler!
“Tüm bu melanetleri, bilgin, aydın, yazar-çizer kimlikli, çıkar illetinden malûl yaratıkların amigoluğunda yaptılar.
Konuştukça batıyor, battıkça konuşuyorlar!
Faizle ilgili son konuşmalar, Türkiye’ye 89 milyara mal oldu!”

* * *

“Ey onurlarını iki paralık ederek el öpme yarışındaki rektörler, dekanlar, hukuk profesörleri…
Ey ‘iğdişleşmiş’ sendikalar…
Ey ‘tasmalanmış’ liboş yazarlar-çizerler…
Ey ‘kahvaltı sanatçısı’ yaratıklar…
AKP’li vekilin deyimiyle ‘koyun sürüsü’ olmak, hâlâ televizyonlara çıkıp bunlara dalkavukluk yapmak, onurunuza dokunmuyor mu?
Şerefiniz bu mu sizin?”

* * *

Sevgili okurlar…
86 yaşındaki Türkiye âşığı bir vatanseverin çığlıkları bunlar…
Herkesin ders alması gereken bir irade gücü, mücadeleci bir ruh, gençlere örnek olması gereken Atatürkçü, laik cumhuriyet sevdalısı bir kişilik bu…
Nice yıllara Kemal Baytaş…